Dr. Oğuz Şahbaz

Geleneksel ve Modern Türk Lokumu: Kültürel Mirasın Yeni Nesil Gastronomiyle Buluşması

Türk lokumu, şekerleme dünyasında yalnızca kendine özgü dokusuyla değil, yüzyıllar içinde kazandığı toplumsal anlamlarla da farklılaşır. Bir bayram ziyaretinde ikram edilen sade lokum, Türk kahvesinin yanında sunulan güllü lokum veya özenle hazırlanmış çağdaş bir hediye kutusu, aynı gastronomik geleneğin farklı yüzleridir. Peki, geleneksel lokum ile modern lokum arasında gerçekten bir karşıtlık var mı?

Geleneksel lokumun temelini şeker, nişasta, su, uygun asit dengesi, kontrollü pişirme ve ikram kültürü oluşturur. Modern ya da yeni nesil lokum ise bu temel üzerine özgün içerikler, farklı dokular, çağdaş sunumlar ve yeni tüketim deneyimleri ekler. Yenilik, lokumun kültürel kimliğini zorunlu olarak ortadan kaldırmaz; doğru uygulandığında onu görünür kılabilir.

Bu dönüşümü anlamak için önemli bir akademik çıkış noktası, Canan Keleş’in Bridging the ‘Traditional’ and the New: Changing Tastes and the New High-End Market of Turkish Delight ("Geleneksel" ve Yeni: Türk Lokumunun Değişen Tatları ve Yeni Nihai Pazar) başlıklı araştırmasıdır. Yüksek Lisans tezi olan bu araştırmada Keleş (2023), yeni nesil lokum tüketicileriyle yaptığı nitel görüşmelerde üç ana yönelim belirler: sağlık ve içerik konusundaki küresel hassasiyetler, kültürel mirasa bağlılık ve değişen uluslararası beğeni kalıpları. Araştırma, geleneksel ile modernin birbirini dışlamak yerine bir arada var olabileceğini düşündürür.

Türk lokumunu geleneksel yapan nedir?


Geleneksellik, yalnızca eski bir reçetenin tekrarlanması değildir. Ürünün nasıl üretildiği kadar nerede, kiminle ve hangi anlamla tüketildiği de önemlidir. Türkiye’de lokum; bayram, nişan, düğün, aile ziyareti ve misafir ağırlama pratikleriyle ilişkilidir. Kahveyle birlikte ikram edilmesi, küçük bir tatlının gündelik nezaketin parçasına dönüşmesine örnektir.

Altuntaş (2021), Türk lokumunu gastronomik değer ve kültürel miras bağlamında ele alır. Çalışmanın temel sonucu, lokumun yalnızca ticari bir şekerleme değil, nesiller boyunca aktarılan bir kültür unsuru olduğudur. Bu yaklaşım, geleneksel değerin malzeme listesinden daha geniş olduğunu gösterir.

Bir lokumun geçmişle bağını koruması, her çeşidinin aynı biçimde üretilmesini gerektirmez. Önemli olan, ürünün tanınabilir yapısını, zanaatkârlık bilgisini ve paylaşım kültürünü koruyabilmesidir. Dolayısıyla gelenek, değişmeyen bir vitrin değil, kullanıldıkça yaşayan bir birikimdir.

Osmanlı şekerlemeciliğinden günümüze lokumun dönüşümü


Lokumun kökenine ilişkin anlatılar farklı tarihsel dönemlere uzanır. Ancak bugünkü lokum formunun gelişimi ile daha eski şekerleme gelenekleri birbirinden ayrılmalıdır. Lokumun Osmanlı mutfak kültüründeki yeri, özellikle İstanbul’daki şekerlemecilik faaliyetlerinin yaygınlaşmasıyla daha belirgin hâle gelmiştir (Altuntaş, 2021).

Keleş (2023), arşiv belgeleri ve reklamlar üzerinden pazarın dönüşümünü dört tarihsel kesitte inceler: on sekizinci yüzyıl, Cumhuriyet’in ilk dönemleri, 1980’lerde ekonomik açılma ve 2010’ların sonundaki yeni nesil hareket. Çalışmada Hacı Bekir gibi köklü işletmelerin ticari görünürlüğü, lokum çeşitliliğinin tarihsel olarak da var olduğuna işaret eder. Gül, damla sakızı, fındık ve fıstık gibi tatların eski dönemlerde de pazarda yer bulması, yeniliğin lokuma tamamen yabancı olmadığını hatırlatır.

Bu nedenle modern lokumun ortaya çıkışı, yüzlerce yıl boyunca hiç değişmemiş bir ürünün aniden dönüşmesi şeklinde okunmamalıdır. Lokum tarihi, süreklilik kadar uyarlama ve çeşitlenme tarihidir.

Geleneksel lokumun temel malzemeleri ve üretim bilgisi


Klasik lokumun gövdesini şeker, nişasta ve su oluşturur; asit bileşenleri ise reçeteye ve üretim tekniğine göre yapının oluşumunda rol oynar. Bu yalın görünüm yanıltıcıdır. Şekerin çözünmesi, nişastanın jelatinizasyonu, pişirme süresi, karıştırma koşulları ve nihai nem düzeyi lokumun kesilebilirliğini, elastikiyetini ve ağızda bıraktığı hissi etkiler.

Geleneksel üretimde ustanın deneyimi, hamurun kıvamını yalnızca bir saat veya sıcaklık değerine bakmadan değerlendirmesine yardımcı olur. Modern üretim, bu duyusal uzmanlığın yerine geçmek zorunda değildir; ölçülebilir kalite parametreleriyle onu destekleyebilir. Standartlaştırılmış reçete, kontrollü pişirme ve parti takibi, geleneksel karakterin farklı üretim günlerinde tutarlı kalmasını sağlayabilir.

Arslan’ın (2012) pişirme süresi ve meyve konsantrasyonuna odaklanan çalışması, üretim koşullarının fiziksel, kimyasal ve duyusal kaliteyle birlikte incelenmesi gerektiğini gösteren araştırmalardandır. Buradan çıkarılabilecek üretim ilkesi açıktır: Bir lokumun karakteri yalnızca içindeki malzemelerin adlarıyla değil, bu malzemelere nasıl işlem uygulandığıyla belirlenir.

Zanaatkârlık ile modern gıda teknolojisi birbirine karşı mı?


El işçiliği ile teknolojik kontrol sık sık karşıt kavramlar gibi sunulur. Oysa lokumda zanaatkârlık, geleneksel bir yöntemin sorgusuz tekrarı değil; ürünün davranışını anlama becerisidir. Nişastanın verdiği kıvamın izlenmesi, şeker dengesinin kurulması ve doğru kesim zamanının seçilmesi bu bilginin parçalarıdır.

Gıda teknolojisi ise bu kararları nem, pH, su aktivitesi ve tekstür gibi göstergeler üzerinden değerlendirmeye imkân tanır. Özkaleli (2015), farklı sıcaklık ve bağıl nem koşullarının lokum dokusunu değiştirdiğini; sıcak ve nemli koşullarda yumuşama, daha düşük sıcaklık ve nem koşullarında sertleşme eğilimi görüldüğünü ortaya koymuştur.

Bunun pratik sonucu şudur: Geleneksel lokumun iyi yapılması ile tüketiciye iyi durumda ulaşması ayrı ama bağlantılı başarılardır. Ambalaj, saklama ve sevkiyat da üretimin kalite zincirine dâhildir. Modern yaklaşım, ustalığı görünmez kılmak yerine ürünün istikrarlı biçimde korunmasına hizmet edebilir.

Yeni nesil lokum nedir ve neden ilgi görüyor?


Yeni nesil lokum, geleneksel lokum kimliğini bütünüyle bırakmadan içerik, biçim, sunum ve tüketim bağlamında yenilik geliştiren ürünleri ifade eder. Bu tanım tek bir aroma, şekil veya fiyat kategorisine indirgenemez. Meyve bazlı tatlar, farklı kuruyemiş eşleşmeleri, çağdaş kaplamalar, küçük porsiyonlar ve tasarım odaklı kutular bu dönüşümün örnekleridir.

Keleş’in (2023) araştırması, yeni nesil lokumu seçen bazı tüketicilerin çocukluk anıları ve aile alışkanlıklarıyla bağını korurken yeni deneyimler aradığını gösterir. Araştırmada yalnızca on katılımcıyla görüşülmüş olması önemlidir: Bulgular, bütün lokum tüketicilerini temsil eden istatistiksel bir tablo değil, belirli tüketim motivasyonlarını açıklayan nitel gözlemlerdir.

Yeni nesil lokumun cazibesi, tanıdık bir lezzetin beklenmedik bir biçimde sunulmasında yatabilir. Tüketici bir yandan lokumu tanımak, diğer yandan daha önce denemediği bir tatla karşılaşmak ister. Modernleşmenin başarısı bu iki beklenti arasındaki dengeye bağlıdır.

Değişen tüketici tercihleri: İçerik, miras ve deneyim


Keleş (2023), yeni nesil lokum tüketimiyle bağlantılı üç temayı öne çıkarır. İlk tema, tüketicinin ürün bileşenlerine ve beslenme tercihlerine daha çok dikkat etmesidir. İkinci tema, geçmişe ve kültürel mirasa verilen değerdir. Üçüncüsü ise estetik sunum, yenilik arayışı ve uluslararası gastronomi eğilimlerinin etkisidir.

Bu üç unsur birlikte düşünüldüğünde ilginç bir sonuç ortaya çıkar: Modern tüketici her zaman geleneksel üründen uzaklaşmak istemez. Bazen geleneksel ürünü kendi yaşam tarzına daha uygun bir biçimde yeniden keşfetmek ister. Lokumun artık yalnızca bayramlarda değil, kişisel bir atıştırmalık, özel bir hediye veya kahve eşlikçisi olarak seçilmesi bu değişime örnektir.

Buradaki önemli ayrım, yeniliğin sadece gösterişli bir etiketle açıklanamamasıdır. İçeriğin lezzetle, ambalajın kullanım kolaylığıyla ve markanın anlattığı hikâyenin gerçek üretim uygulamalarıyla örtüşmesi gerekir. Aksi durumda modern sunum, kalıcı ürün değerine dönüşmeyebilir.

Modern lokumda doğal malzeme kullanımı nasıl yorumlanmalı?


Meyve, baharat, kuruyemiş ve bitkisel bileşenler, lokuma yeni aroma ve renk olanakları sunar. Ancak “doğal” sözcüğü tek başına üstün kalite, daha az şeker veya daha sağlıklı ürün anlamına gelmez. Kullanılan bileşenin miktarı, işlem görme biçimi ve nihai ürünün besin bileşimi birlikte değerlendirilmelidir.

Akpunar (2015), kızılcık pulpu ilave edilmiş lokumun üretim ve depolama özelliklerini araştırmıştır. Çalışmada farklı kızılcık oranlarıyla üretilen örneklerin duyusal ve fiziksel özellikleri incelenmiş, yüksek meyve ilavesinin beğeni sağlasa da depolama sürecinde bazı tekstürel kayıplara yol açabildiği görülmüştür. Bu sonuç, meyve eklemenin yalnızca aroma tercihi değil, aynı zamanda formülasyon ve raf ömrü kararı olduğunu gösterir.

Modern ürün geliştirmede amaç, geleneksel lokumun temel doku beklentisini koruyarak bileşenlerin getirdiği yeni özellikleri dengelemektir. Etikette anlaşılır içerik bilgisi sunulması da bu yaklaşımın ayrılmaz parçasıdır.

Daha az şekerli veya lifçe zengin lokum mümkün mü?


Lokumun şeker içeriği, yalnızca tatlılık değil, ürünün yapısı bakımından da belirleyicidir. Bu nedenle şeker miktarını azaltmak, bir malzemeyi listeden çıkarmaktan ibaret değildir. Değişikliklerin kıvam, dayanıklılık, tat dengesi ve tüketici kabulü üzerindeki etkileri test edilmelidir.

Özdin (2019), farklı şeker türleri ve karışımlarıyla hazırlanan lokumları incelemiş; kullanılan şeker kombinasyonlarının duyusal ve tekstürel özellikleri değiştirdiğini göstermiştir. Hanoğlu (2022) ise keçiboynuzu, portakal ve havuç posalarını lokum formülasyonlarında değerlendirerek diyet lifi içeren bileşenlerin kullanım potansiyelini araştırmıştır. Denemelerde bazı posa ilaveleriyle şeker oranının azaltılabildiği ve tüketici beğenisinin korunabildiği raporlanmıştır.

Ancak “şekersiz”, “diyabetik”, “glutensiz” veya “sağlıklı” gibi ifadeler, yalnızca yenilikçi ürün algısı oluşturmak için kullanılmamalıdır. Her biri ürün bileşimi, analiz sonuçları ve ilgili etiketleme koşullarıyla doğrulanmalıdır. Modern lokumun güvenilirliği, iddialarının ölçülebilir olmasına bağlıdır.

Modern lokumun dokusu neden bu kadar önemli?


Tüketici bir lokumu ilk bakışta rengi ve biçimiyle değerlendirir; fakat ürünün hafızada kalması çoğu zaman dokusuyla ilgilidir. İyi dengelenmiş lokumda aranan özellikler, çeşidine göre değişmekle birlikte, kontrollü yumuşaklık, tutarlı elastikiyet ve ağızda rahatsız edici bir yapışkanlık bırakmayan çiğneme deneyimidir.

Klasik sade lokumla bol kuruyemişli veya meyveli bir ürünün aynı tekstürel davranışı göstermesi beklenmez. Yeni bileşenler su dengesini, kesilebilirliği ve saklama koşullarına duyarlılığı değiştirebilir. Özkaleli’nin (2015) depolama araştırması, doku kalitesinin ambalaj açıldığı andaki deneyim açısından ne kadar hassas olduğunu göstermektedir.

Bu nedenle modernlik, mutlaka daha yumuşak, daha kalın ya da daha fazla dolgulu ürün yapmak değildir. Asıl ölçüt, seçilen dokunun bilinçli olarak tasarlanması ve tüketiciye tutarlı biçimde sunulmasıdır.

Ambalaj ve estetik: Lokumun yeni anlatım dili


Geleneksel lokumun kutulanması zaten tarihsel bir hediye pratiğine dayanır. Yeni nesil tasarımlar bu alışkanlığı daha kişisel ve görsel bir deneyime dönüştürür. Kutunun açılışı, lokumların dizilişi, porsiyon boyutu ve malzemelerin görünürlüğü ürünün algılanan değerini etkiler.

Keleş’in (2023) görüşmelerinde ambalajın estetik niteliği, tüketicilerin yeni nesil lokuma yönelik değerlendirmelerinde dikkat çeken konulardandır. Bazı katılımcılar ürünü yalnızca tatlı olarak değil, anlamlı bir armağan veya yaşam tarzını yansıtan bir seçim olarak anlatır. Bu gözlemler, tasarımın lezzetten bağımsız bir süsleme olmadığını düşündürür.

Bununla birlikte gösterişli ambalaj, düşük kaliteli bir ürünü telafi etmez. Malzemeyi koruyan, taşımayı kolaylaştıran, gerekli bilgiyi okunabilir biçimde veren ve gereksiz malzeme kullanımını sınırlayan tasarım daha bütünlüklü bir kalite anlayışını yansıtır.

Türk kahvesinden espressoya: Lokumun değişen eşlikçileri


Türk kahvesi ile lokum, kültürel olarak güçlü bir ikilidir. Kahvenin belirgin aromasıyla lokumun tatlılığının yan yana gelmesi, misafirperverlik geleneğinin de tanınan sahnelerindendir. Ancak lokumun kahveyle ilişkisi tek bir servis biçimine mahkûm değildir.

Keleş’in (2023) görüştüğü bazı tüketiciler, yeni nesil lokumu espresso, latte veya farklı çaylarla birlikte denediklerini belirtmiştir. Bu anlatılar, lokumun yeni tüketim mekânlarına ve gündelik alışkanlıklara nasıl dâhil olabildiğine dair örnek sunar. Ürünün üçüncü nesil kahve mekânında görülmesi, kültürel köklerini otomatik olarak zayıflatmaz; başka bir kitleyle temas etmesini sağlayabilir.

Gastronomik eşleştirmede temel ilke dengedir. Yoğun aromalı bir lokumun yanında daha sade bir içecek, hafif meyveli bir lokumun yanında belirgin karakterli bir kahve tercih edilebilir. Bunlar evrensel kurallar değil, denenerek geliştirilebilecek servis önerileridir.

Premium lokumun değeri yalnızca fiyatından mı gelir?


Premium lokumun pahalı olması, tek başına kaliteli veya özgün olduğu anlamına gelmez. Değerin oluşmasında hammaddenin niteliği, işçilik, lezzet dengesi, istikrarlı kalite, güvenilir içerik bilgisi, ambalaj ve satın alma deneyimi birlikte rol oynar. Tüketici bu unsurlar arasında anlamlı bir ilişki gördüğünde yüksek fiyatı daha kolay gerekçelendirebilir.

Keleş (2023), yeni nesil lokum etrafında gelişen üst segment pazarı, beğeni ve farklılaşma arayışlarıyla birlikte ele alır. Araştırmanın önemli katkısı, tüketicinin yalnızca daha değişik bir tat satın almadığını; bazen bir hikâye, aidiyet duygusu veya kendini ifade etme biçimi de seçtiğini göstermesidir.

Yine de “premium” ifadesi geleneksel, sade ve erişilebilir lokumu değersizleştirmemelidir. Başarılı bir lokum kültürü, gündelik ikramın samimiyetine de özel üretimin inceliğine de yer bırakır. Ürünler arasında hiyerarşi kurmaktan çok farklı kullanım bağlamlarını tanımak daha anlamlıdır.

Yeniliğin sınırı: Lokum ne zaman lokum olmaktan uzaklaşır?


Lokumun modernleşmesinde her fikir otomatik olarak başarılı değildir. Çok sayıda aroma, kaplama veya dolgu kullanılması, ürünün temel duyusal kimliğini baskılayabilir. Yenilikçi bir şekerleme lezzetli olsa bile tüketici onun neden lokum olarak adlandırıldığını sorgulayabilir.

Keleş’in (2023) görüşmelerinde de bazı yenilikçi çeşitlerin geleneksel lokumla tat veya doku bakımından ilişkilendirilemediği görülür. Bu, gelenek ve yenilik arasındaki dengenin yalnızca üretici tarafından değil, tüketicinin beklentileriyle birlikte kurulduğunu gösterir.

İyi bir ürün geliştirme süreci bu yüzden üç soruyla başlayabilir: Ürün lokumun hangi temel özelliğini koruyor? Eklenen yeni bileşen somut olarak ne kazandırıyor? Bu değişiklik, doku ve lezzet bütünlüğünü zayıflatmadan uygulanabiliyor mu? Yanıtlar açık değilse yenilik, ürünün kendi kimliğinin önüne geçebilir.

Geleceğin Türk lokumu: Değişerek devam eden bir gelenek


Türk lokumunun geleceği, geleneği dondurmak ile her yeniliği benimsemek arasında zorunlu bir seçim gerektirmiyor. Daha güçlü yaklaşım, tarihsel belleği korurken reçeteyi, kalite kontrolünü, sunumu ve tüketim alanlarını düşünerek geliştirmektir. Kültürel miras da ancak üretildiğinde, paylaşıldığında ve yeni kuşaklar tarafından anlamlı bulunduğunda yaşamaya devam eder.

Altuntaş’ın (2021) kültürel miras yaklaşımı ile Keleş’in (2023) değişen tüketici beğenilerine odaklanan bulguları birlikte okunduğunda ortak bir düşünce belirir: Lokumun değeri hem geçmişten gelir hem de bugünün insanları tarafından yeniden kurulur. Gıda mühendisliği araştırmaları ise bu sürekliliğin duyusal kalite ve ürün güvenilirliğiyle desteklenmesi gerektiğini hatırlatır.

Sonuç olarak geleneksel lokum ile modern lokum rakip değil, aynı gastronomik kültürün birbirini besleyebilen iki ifadesidir. İyi lokum yalnızca geçmişi taklit etmez; geçmişten aldığı üretim bilgisini ve ikram anlamını, bugünün beklentileriyle uyumlu bir lezzet deneyimine dönüştürür.

Kaynaklar


Akpunar, E. (2015). Türk lokumu üretiminde kızılcık (ergen) meyvesinin doğal renklendirici olarak kullanılması ve depolama stabilitesinin araştırılması [Yüksek lisans tezi, Afyon Kocatepe Üniversitesi].
Altuntaş, N. (2021). Türk lokumunun kültürel miras ve gastronomik değer olarak önemi [Yüksek lisans tezi, İstanbul Ayvansaray Üniversitesi].
Arslan, A. (2012). Pişirme süresi ve meyve konsantrasyonunun lokumun fiziksel, kimyasal ve duyusal kalitesi üzerine etkileri [Yüksek lisans tezi, Tunceli Üniversitesi].
Hanoğlu, A. (2022). Keçiboynuzu, portakal ve havuç posalarının lokum üretiminde kullanım imkânının araştırılması [Yüksek lisans tezi, Atatürk Üniversitesi].
Keleş, C. (2023). Bridging the ‘traditional’ and the new: Changing tastes and the new high-end market of Turkish delight [Master’s thesis, İhsan Doğramacı Bilkent University].
Özdin, K. (2019). Farklı şekerlerle üretilen lokumların duyusal, teknolojik ve tekstürel özelliklerinin belirlenmesi [Yüksek lisans tezi, Ankara Üniversitesi].
Özkaleli, G. (2015). Storage stability of lokum [Master’s thesis, University of Gaziantep].
Sık Sorulan Sorular
  • Soru:
    Geleneksel lokum ile modern lokum arasındaki fark nedir?
    Cevap:
    Geleneksel lokum, klasik üretim teknikleri, tanınabilir nişasta-şeker dokusu ve köklü ikram kültürüyle öne çıkar. Modern lokum ise bu temel üzerinde yeni bileşenler, tat eşleşmeleri, porsiyon biçimleri, ambalajlar ve tüketim deneyimleri geliştirir. İki yaklaşım birbirini dışlamak zorunda değildir.
  • Soru:
    Yeni nesil lokum mutlaka daha sağlıklı mıdır?
    Cevap:
    Hayır. Meyve veya kuruyemiş ilavesi, tek başına şekerin azaldığını ya da ürünün daha sağlıklı olduğunu kanıtlamaz. Besin değeri, şeker miktarı, porsiyon ve içerik bilgileri üzerinden değerlendirme yapılmalıdır.
  • Soru:
    Gerçek Türk lokumu hangi malzemelerle yapılır?
    Cevap:
    Klasik lokumun temel bileşenleri şeker, nişasta ve sudur; üretim reçetesine göre uygun asit ve çeşitli çeşni maddeleri eklenebilir. Ürünün son dokusunu yalnızca malzemeler değil, pişirme ve soğutma koşulları da belirler.
  • Soru:
    Lokum neden bazen sertleşir veya fazla yumuşar?
    Cevap:
    Sıcaklık, bağıl nem, nem alışverişi ve ambalaj özellikleri lokumun dokusunu etkiler. Uygun olmayan depolama koşulları sertleşme veya aşırı yumuşamaya neden olabilir (Özkaleli, 2015).
  • Soru:
    Modern lokum Türk kahvesi dışında neyle tüketilebilir?
    Cevap:
    Espresso, latte, farklı çaylar ve bazı soğuk içeceklerle denenebilir. Eşleştirme seçilirken lokumun tatlılık düzeyi, meyve veya kuruyemiş aroması ve içeceğin yoğunluğu birlikte düşünülmelidir.
Toptan satış ve özel marka üretim

İşletmeniz için Beyoğlu ürün seçkisini birlikte oluşturalım

Kafeler, restoranlar, oteller, seçkin gıda mağazaları, e-ticaret satıcıları, kurumsal hediye projeleri ve diğer profesyonel alıcılar için lokum, helva, tahin, kuruyemiş kremaları ve seçkin hediye ürünleri sunuyoruz. Düşük miktarlı özel marka üretim ve proje bazlı ambalaj seçenekleri için bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Beyoğlu Lokum & Coffee
Ankara, Türkiye

Ankara’daki atölyemizde lokum, tahin helvası, tahin, kuruyemiş kremaları ve seçkin hediye seçkilerini küçük partiler hâlinde üretiyoruz. Perakende, toptan satış ve düşük miktarlı özel marka projeleri için çalışıyoruz.

Üretim yaklaşımımız: Seçkin kuruyemiş ve hammaddeler kullanıyor, kritik üretim ve paketleme aşamalarını manuel kalite kontrolüyle yürütüyoruz. Kremalarımızda kakao yağı kullanıyor; palm yağı ve palm türevleri kullanmıyoruz.
Üretim ve depo

Ankara Üretim Atölyesi

Karapürçek Mahallesi,
Şehit Savaş Batu Caddesi No: 57B,
Altındağ, Ankara, Türkiye

Çalışma saatleri: Pazartesi–Pazar, 07.00–22.00. Ziyaret, sipariş teslimi ve profesyonel görüşmeler için önceden iletişim kurulması gerekir.

Teslimat ve sevkiyat

Türkiye Siparişleri

Perakende siparişleri DHL Türkiye ile gönderilir. Türkiye genelinde 1.500 TL üzerindeki perakende siparişlerde teslimat ücretsizdir.

Ankara’daki toptan siparişlerde teslim alma alıcı tarafından organize edilir. Diğer şehirlere sevkiyat ambar firmalarıyla yapılır.

Şirket merkezi

İstanbul Yasal Merkez

Tatlısu Mahallesi, Aziz Bulvarı,
Çağrı Sitesi B Blok No: 48,
İç Kapı No: 42, 34774
Ümraniye, İstanbul, Türkiye

Resmî sözleşme, fatura ve kurumsal yazışmalarda aşağıda belirtilen şirket unvanı ve vergi bilgileri kullanılır.

Vergi No: 8430730980
Vergi Dairesi: Alemdağ Vergi Dairesi

Web Tasarım: Dr. Oğuz Şahbaz


Yeniliklerden haberdar olmak için lütfen bültenimize abone olun!